Tüketim Turizminden Sorumlu Turizm Konseptine Geçiş

Pandemi öncesinde Dünya genelinde her yıl bir milyardan fazla insan, düzenli olarak turizm faaliyetini gerçekleştiriyordu. Kişinin dinlenme, keyif alma ve sürdürdüğü düzenden uzaklaşmak adına gerçekleştirdiği turizm faaliyetinin bireysel kazanımlar sağladığını söylemek mümkün. Bu sebeple gelişmiş, gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelerin herhangi birinde yaşayan her bireyin Covid salgını öncesinde kendi imkanları ve istekleri doğrultusunda turizme katkı sağladığını söyleyebiliriz.

Gel gelelim, turizmin geniş bir ekonomik yapı oluşturmasının ve bireysel kazanımlar yaratmasının yanı sıra olumsuz etkilerini de görmezden gelmemek gerek. Bilinçsiz bir şekilde geliştirilen ve sürdürülen turizm hareketi, doğaya ciddi tahribatlar verirken insan psikolojisini, bölgenin kültürünü ve turist deneyimlerini olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir. Bu bağlamda yakın geçmişe, salgın öncesine kadar sürdürülen turizm hareketi yani tüketim turizminin sonuçları salgın sürecinde ve sonrasında doğa ve insan yaşamını tehlikeye atacak yaklaşımlardan uzak durmamız
gerektirdiğini hatırlatıyor.

Neden tüketim turizminden sorumlu turizm konseptine geçmek zorundayız?

Elbette pandemi sürecinde turizm hareketi ekonomik olarak oldukça yara almış, alışılagelmiş faaliyetini sürdüremez ve yeni model arayışlarına girmek zorunda kalmıştır. Yalnız turizm değil, dünyanın her sektörü bu süre zarfında hasar almaya devam etmiş ve yeni fikirlere yelken açmak durumunda kalmıştır. Fakat sanıyorum ki, yeni iş modellerinin, fikirlerin, ihtiyaçların ve dahasının tek sebebi ekonomik zararlar değil. Covid virüsünün dünyayı sardığı ve etkisi altına aldığı ilk günden bu yana her birimiz gördük ki, insanlar evlerine çekilmeye başladığında doğa özüne dönmeye
başlamış, rahat bir nefes almıştır.

Pandemi sürecinde gerçekleşen bireysel ve toplumsal yıpranmalar bir yana doğanın yenilenmeye başlaması, geleneksel ve tüketim üzerine kurulu olan turizm modelini değişikliğe çağırıyor, diyebiliriz. Ki sadece pandemi sebebiyle değil, tüketim turizminin ekonomik, psikolojik ve kültürel getirisinin yanında yıkıcı etkileri, bizlere alışmış
olduğumuz hareketin dışına çıkmamız gerektiğini gösteriyor.

Turizm modelimizde değişikliğe gitmemiz gerektiği ortada. Dünyanın, doğal kaynakların, yerel halkların, kültürlerin geleceği için çözüm, sorumlu turizm konseptine geçiş yapmaktan geçiyor.

Peki nedir bu “sorumlu turizm” konsepti?

Sorumlu turizmde kişinin dinlenme, keşfetme ve alışılagelmiş pratiklerinden uzaklaşma isteğini gerçekleştirirken dünyayı, yerel halkların kültürünü ve kültürel mirasları tanıması, koruması ve destinasyonu dengeli bir biçimde kullanması söz konusudur. Sürdürülebilir bir hareket olmasının yanı sıra sorumlu turizm, ekosisteme,
çevreye karşı duyarlı bir hareket olarak karşımıza çıkar. Sürdürülebilir ya da eko-turizmden farklı olarak sorumlu turizm, turizm hareketine katılan her bireyin faaliyet esnasında gösterdiği tüm davranışlarından sorumlu olmasını bekler. Turizm kaynaklarının verimli ve dengeli bir şekilde kullanmasını esas alır. Destinasyonun olumsuz sonuçlarını azaltmaya ve doğal, ekonomik, sosyal, psikolojik ve kültürel çeşitliliği sağlarken faydayı arttırmaya yönelik hareket etmesi beklenir.

Sorumlu Turizm Konseptinde Bireyden Beklenen Yaklaşımlar:
 Bireyin seyahat öncesi seyahat edeceği bölge hakkında ön araştırma yapması
 Seyahat esnasında bölgenin kültürünü öğrenmesi ve yerel halkı destekleyici eylemlerde bulunması
 Seyahat edilen bölgenin halkı ile güven ve saygı çerçevesinde iletişime geçmesi
 Destinasyonun verimli ve dengeli bir şekilde kullanılması
 Ekolojik yaklaşımların ön planda olması
 Doğaya, doğal kaynaklara, halka ve yasalara saygı duyulması
 Sürdürülebilir şekilde yerel kaynaklardan faydalanılması

Dünya değişiyor, bizler de bu değişime katılıyoruz. Bu değişimi ise daha iyi ve yaşanılabilir bir dünya için inşa etmemiz gerekiyor. Sadece tüketerek mutlu olmayı değil, hem insanın hem de dünyanın geleceğini göz önünde bulundurarak tüketim şekillerimizi değiştirip geliştirerek mutlu olmayı seçebiliriz. Ki turizm tüketimimizin sürdürülebilir olmasının da tek yolu, davranışlarımızdan sorumlu olmayı kabul edip doğayla dengeli bir şekilde hareket etmemizden geçiyor.